• EN

Son zamanlarda trafik kazalarının sayısında ciddi artışlar gözlenmekte ve her yıl binlerce kişi trafik kazalarında hayatını yitirmektedir. Ölen kişilerin geride kalan yakınları ise hem duydukları derin acı ve üzüntü sebebiyle manevi zarara hem de ölen kişilerin maddi desteğinden yoksun kaldıkları için maddi zarara uğramaktadır. Uğranılan bu maddi zarar genellikle trafik sigortasını yapan şirketten destekten yoksun kalma tazminatı adı altında talep edilmektedir. Bu çalışmamızda öncelikle destekten yoksun kalma tazminatını inceleyeceğiz ve sonrasında Hukuk Genel Kurulu'nun yeni tarihli kararıyla ortaya çıkan yeni durum üzerinde duracağız.

Doktrinde birçok farklı tanımı yapılmış olan destekten yoksun kalma tazminatını "ölenin ölmeseydi gerek maddi yardımda bulunarak gerekse işlerinde yardım ederek geride kalanlara sağlayacağı faydanın ölüm sebebiyle imkansız hale gelmesi dolayısıyla geride kalanların uğradığı zarara karşılık peşin ve toptan ödenen tutar" şeklinde kısaca açıklamak mümkündür. Burada destekten yoksun kalma iddiasında bulunmak için ölenin mirasçısı olma koşulu yoktur.  Eski kanunda da bulunan destekten yoksun kalma tazminatı Yeni Borçlar Kanunu'muzun 53. Maddesinde düzenlenmiştir. İlgili maddede ölenin desteğinden mahrum kalanların uğradığı zararlar ölüm ve bedensel zararlar bölümünde sayılmıştır. Destekten yoksun kalanların zararının nasıl belirleneceği hususu ise 55. Maddede hükme bağlanmıştır. Buna göre bu zarar sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacak ve rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler tazminattan indirilemeyecektir. Yine hesaplanan tazminatın hakkaniyet ölçüsünde indirilip artırılması da yasaklanmıştır.

Destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için şu iki şarttan birinin var olması gerekmektedir. Bunlardan ilki destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunacak olan kişiye ölen kişinin fiilen bakıyor olması ve nihayet ikinci şart ise fiili bir bakma bulunmasa bile ileride bakma ihtimalinin bulunmasıdır. İleride muhtemel görünen bakmaya dayanan destekten yoksun kalma tazminatı talebi Yargıtay kararlarında farazi destek olarak anılmaktadır. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere iki tür desteklik söz konusudur ve bunlar gerçek destek ile farazi(varsayımsal) destektir.

Gerçek destek, öldüğü güne kadar başkasına sürekli ve düzenli bir biçimde bakan ve çeşitli yardımlarda bulunan kişidir. Hizmet ederek destek olmanın dışında, eğer ölenin o güne kadar bir işi, kazancı, geliri ve malvarlığı olmamışsa, parasal olanakları yoksa, (öğretide benimsenen deyimle, bakım gücü bulunmuyorsa) destek olduğu savı kabul edilmemektedir. Örneğin, ileri yaştaki ve emeklilik çağındaki kimseler, eğer ayrıca kazançları ve malvarlıkları yoksa, maddi destek sayılmamaktadırlar.

Varsayımsal destek, ölüm olmasaydı, yaşamın ve olayların olağan akışı içerisinde ilerde kurulacak bakma ilişkisi uyarınca destek olması beklenen kimsedir. Çocukların ana ve babalarına destekliği buna örnektir. Nişanlıların da gelecekte birbirlerine destek olacakları genel kabul görmektedir. Bunlardan başka, zorunlu hizmet karşılığı eğitim bursu veren kamu kurumu veya özel şirket ya da iş adamı, ilerde hizmet vererek borcunu ödeyecek olan (burs verdiği) öğrencisini yitirdiğinde varsayımsal desteğinden yoksun kalmış kabul olunmalıdır.

Konuya trafik kazaları özelinde bakacak olursak, trafik kazasında başkasının kusuruyla hayatını kaybeden kişinin geride kalan yakınları herhalde destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Doktrinde tartışılan asıl mesele tek taraflı bir trafik kazasında hayatını kaybeden kişinin yakınlarının sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı talep edip edemeyecekleridir. Tek taraflı trafik kazalarında genellikle ilgili aracın sürücüsü tam kusurludur. Tam kusurlu araç sürücüsünün yaralanması sonucunda zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında herhangi bir talep hakkının olmayacağı açıktır. Çünkü hukukun genel prensiplerinden olan "kişi kusurundan faydalanamaz" ilkesi buna engeldir. Ancak Tam kusurlu sürücü ölürse yakınlarının destekten yoksun kalma iddiasıyla tazminat talep edebilmesi gereklidir.

2008 yılına kadarki dönemde, tam kusurlu bile olsa, trafik kazası sonucu ölen kişinin yakınlarının destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceği kabul edilmekteydi. Ancak 2008 yılında Trafik Kanunu'nda yapılan değişiklikten sonraki Yargıtay kararlarında ölen tam kusurlu kişinin yakınlarının destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyeceğine hükmedilmeye başlandı. Sebep olarak da "kişi kusurundan faydalanamaz" ilkesi gösterilmekteydi. Ancak Yargıtay'ın bu tutumu doktrinde eleştirilere maruz kaldı. Yargıtay'ı eleştirenlerin temel argümanı söz konusu kusurun ölenin kusuru olduğu, geride kalan yakınlarının ise herhangi bir kusuru olmadığı konusunda toplanıyordu ve Yargıtay'ın bu kararlarla "yansıma kusur-yansıma suç" gibi bir kavram yarattığı söyleniyordu. Nihayet Hukuk Genel Kurulu'nun 2012 yılında verdiği bir kararla bu yanlıştan dönülmüş oldu. İlgili kararda kısaca, ölen araç sürücüsü tam kusurlu dahi olsa yakınlarının sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı talep hakkı olacağı, söz konusu kusurun ölenin kusuru olduğu ve bu kusurun geride kalanlara yansıtılamayacağı hükme bağlanmıştır.

Hukuk Genel Kurulu'nun bu kararına rağmen uygulamada sigorta şirketleri tam kusurlu kazalardaki tazminat taleplerini reddetmeye devam etmektedir. Bu sebeple konuyu yargı önüne taşımaktan başka çare kalmamaktadır. Yargı mercilerinin benzeri davalarda Hukuk Genel Kurulu kararını benimsemesinin ardından yerleşik bir içtihat meydana gelecek ve sigorta şirketleri de ödeme yapmayı reddetmeyecektir.

Av. Dr. Mert VAN - Stj. Av. Osman DEMİRSÖZ