Peki, Yapılan Estetik Müdahale Başarısız İse Hukuken Ne Yapabilirsiniz?

Son yıllarda birçok insan estetik kaygısıyla veya tedavi amacıyla saç ekimi işlemi yaptırmak istemektedir. Türkiye'ye son dönemlerde pek çok yabancı ülkeden hasta gelmekte ve tedavi veya estetik amaçlı hizmet almaktadır.

Tedavi ve estetik amaçlı olmak üzere iki şekilde veya bazen bu iki amaçla birlikte yapılan estetik ameliyatlarında beklenen sonuç ile taahhüt edilenden farklı bir sonuç meydana geldiği zaman hastalar hem maddi hem de manevi açıdan zarar görüp tazminat talep edebilmektedir. Peki, estetik ameliyat olmak istediniz ve operasyon için hekime başvurdunuz. Operasyon sonrası beklediğinizden bambaşka sonuçlar doğdu ve zarar gördünüz. Ne yapmanız ve nereye başvurmanız gerekir? Öncelikle yaptırdığınız estetik ameliyatı dolayısıyla hekim ile aranızdaki sözleşmenin hukuk dünyasındaki görünümünün ne olduğunu tasvir etmek gerekir.

Estetik Ameliyatların Hukuki Niteliği İle Hekimin Huku-ki Sorumluluğu

Estetik ameliyat yapan doktorların hukuki sorumluluğu, diğer doktorların hukuki sorumluluğundan farklı olarak değerlendirilmektedir. Hekim ile hasta arasında sözleşmenin konusu, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun estetik açıdan güzel bir görünüm sağlanmasıdır. Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun (eserin) ortaya çıkmasıdır. Eser, hekimin sanat ve becerisini gerektiren, bir emek sarfı ile gerçekleştirilen estetik sonuçtur.  

Temel fark, meydana gelen sonucun garanti edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Diğer bütün tıbbi müdahaleler için hasta ile hekim arasında vekâlet sözleşmesi bulunduğu kabul edilmesine rağmen, estetik ameliyatlarında aradaki hukuki ilişkinin ne olacağına dair doktrinde farklı görüşler bulunmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları, cerrahin estetik ameliyatı yapmasında aralarındaki hukuki ilişkinin "eser sözleşmesinin" konusunu oluşturduğu sonucuna varmıştır.

Kusurlu estetik operasyonu sonucu ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıklarda mevzuatta özel olarak düzenlenmediğinden, uyuşmazlıkların çözümünde genel nitelikteki Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve ikincil mevzuat hükümleri (İnsan Hakları Biyotıp Sözleşmesi, Hekimlik Mesleği Etiği Kuralları, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi, Hasta Hakları Yönetmeliği) dikkate alınmaktadır. Eş deyişle, hekim ile estetik ameliyatı olmak isteyen hasta arasında sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda Türk Borçlar Kanunu'nun Eser Sözleşmesi Hükümleri uygulama alanı bulacaktır. O halde, taraflar arasındaki ilişki Borçlar Kanunu'nun 355. ve devamı maddelerinde düzenlenen sözleşme ilişkisidir.  Yabancı hastalar açısından da uygulanacak hukuk kuralları yukarıdakiyle aynıdır.

Doktorun eseri iş sahibinin ( hastanın ) yararı doğrultusunda ve onun zararına olacak kusurlu fiillerden kaçınarak meydana getirmesi gerekir. Bu durum hekimin hem sadakat hem de özen borcunun bir yansımasıdır. Meydana getirilen eser, iş sahibinin beklentisini karşılamadığı takdirde sözleşmedeki yarar dengesi hasta aleyhine bozulur. Ve bu nedenle eserin ayıplı olduğu kabul edilir ve hekimin maddi manevi tazminat ödeme borcu gündeme gelebilir.

Hasta açısından aydınlatma yükümlülüğü ve onam formunun doldurulmuş olması bir haktır ve bunların hukuka uygun bir şekilde alınması doktorun yükümlülüğüdür. Yargıtay'ca doktorun eser sözleşmesi gereği genel ihbar yükümlülüğü çerçevesinde özellikle, estetik müdahaleden kaynaklanacak muhtemel sonuçlar ve komplikasyonlar nezdinde hastanın aydınlatılması genel ihbar yükümlülüğüne dayalı bir zorunluluk olarak öngörülmüştür.

Değerlendirme

Saç ekimi estetik bir operasyondur ve hasta ile hekimin arasındaki sözleşmenin hukuk dünyasındaki görünümü eser sözleşmesidir. Bu sözleşme uyarınca, hekim yaratacağı sonuca yönelik olarak garanti verme borcu altına girmektedir. Meydana gelen bu sonuç, hastanın estetik beklentilerini karşılayacak nitelikte olmalıdır. Hekim, tıbbi müdahale sonrasında meydana gelecek sonuç ve komplikasyonlara ilişkin olarak hastayı aydınlatma ve bilgilendirme yükümlülüğü altına girmektedir. Bunları yerine getirmemesi hekimin kusurunu beraberinde getirip malpraktis olgusunu ortaya çıkartmaktadır. Malpraktisin olgusunun doğal sonucu ise hekimin maddi manevi tazminat ödeme yükümlülüğü ile karşı karşıya gelmesidir.

Sonuç

Tıbbi kötü uygulama ( malpraktis ) sonucunda hastada ortaya çıkan maddi ve manevi zararların tazmin edilebilmesi için tüketici mahkemelerinde hekim aleyhine dava açılması gerekir. Mahkeme, yapılan estetik müdahale sonucunda hekimin işin başında tarafların anlaştığı sonucu sunup sunmadığı ve hastanın bu sonuca ulaşılmamasında kaynaklı olarak kusurunun bulunup bulunmadığını inceleyecektir.

Sağlık hukuku gerek hasta gerek hekim gerek ise hastane işletmelerinin gittikçe daha çok ihtiyaç duyduğu bir hukuk dalı haline gelmiştir. Bu makalemizi okuyan sizlerin hekim veya hasta konumunda olmanızın bizler için bir fark yaratmadığını ifade ederek oluşabilecek ihtilafların ortaya çıkması durumunda henüz dava aşamasına gelinmeden önce, sağlık hukuku alanında uzmanlaşmış avukat ve hukukçulara danışarak ayrıntılı bilgilendirme almanızı tavsiye ederiz. Selam ve saygılarımızla.

Av. Dr. Mert VAN - Stj. Av. İpek BOZOĞLAN