• EN

Ticaret Hukuku

1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanunu ile tek kişilik şirket kuruluşuna ve mevcut düzenlemeye göre kurulmuş olan şirketlerde ortak sayısının 1'e düşürülmesine imkân sağlanmıştır. Anonim şirketlerde, yönetim kurulunun en az 3 üyeden oluşacağına ilişkin mevcut hüküm kaldırılıp, AB hukukuyla uyum sağlanarak, en az 1 üyeli yönetim kuruluna olanak tanınıyor. Böylece, Anonim şirketin, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş 1 veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulu olabilecektir. Ayrıca bu noktada belirtmek gerekir ki, tüzel kişiler de yönetim kurulu üyesi olabilmektedir. Bu durumda, anonim şirkette tek bir gerçek kişi yönetim kurulu üyesi olabileceği gibi, tüzel kişi ve pay sahibi olmayan birisi de üye olabilecektir.  Ancak TTK m. 359/f.2'ye göre bu seçim sırasında tüzel kişiyi, tüzel kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenen, sadece bir gerçek kişi de tescil ve ilan olunur. Bu kişinin kim olacağını belirleme yetkisi tüzel kişidedir. . YK üyesi olabilmek için pay sahibi olmamak gerekmesine rağmen tüzel kişi üyede halin icabının bunu gerektirdiği ileriye sürülebilir.

YTTK'da profesyonel yönetim ilkeleri benimsenmiş olup buna bağlı olarak Yönetim Kurulunun görev ve yetkileri düzenlenmiştir. YTTK'da, YK üyelerinin pay sahibi sıfatını taşıması zorunluluğunun kaldırılmış olması, kurulun en az dörtte birinin yüksek öğrenim yapmış bulunma şartı; üyelerin, kurulda ve kurul dışında bilgi almalarının sağlanması; finansal yönetim ve denetim gibi, YK'yı bilgi akım merkezi ve üyeyi de bilgiyi değerlendirecek yetenek ve olanaklara sahip kişi haline getiren yeni sistem, profesyonel YK'nın somut örnekleridir.(Ünal Tekinalp, Yeni Anonim ve Limited Ortaklıklar Hukuku ile Tek Kişi Ortaklığın Esasları, İstanbul 2011, 2. Bası, s.116)

Kendilerinden beklenen ihtiyaçların zamanla değişmesi yüzünden kanunların sıklıkla değiştirildiklerini görmekteyiz. Kanun yapma sistematiği açısından kanunları sıklıkla değiştirmek pek çok olumsuzluğu beraberinde getirmekle beraber genellikle bu değişikliklerin yapılması önem arz etmektedir. Bazen kanunlar kendilerinden beklenen ihtiyaçları karşılayamaz hale gelebilmekte, işlevsiz kalabilmektedirler. Bu gibi hallerde, salt kanun değişiklikleri yeterli olmayabilmekte ve kanunların yeniden yapılması gerekebilmektedir.