Suça Sürüklenen Çocuk Büyüdü, Hatta Adı Bile Değişti!
Çocuklara Karşı Şiddet ve Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Çalışmalar Yapan TBMM Araştırma Komisyonunun hazırladığı taslak raporda dikkat çeken önerilerden birisi, uzun yıllardır kullanıldığı için artık yerleşmiş olan “suça sürüklenen çocuk” ibaresinin yerine “adli süreçteki çocuk” ifadesinin kullanılması oldu.
İlk bakışta daha nötr ve kapsayıcı görünen bu öneri, çocuk adalet sisteminin temel felsefesi açısından tartışılmaya değerdir. Kanaatimiz bu değişikliğin, çocuk ceza adaletinde yıllar içinde oluşmuş bulunan yaklaşımın kısa zamanda zayıflayacağı yönündedir. Bu kanaatimizin detayı aşağıdaki sorulara verdiğimiz cevaplarda yer almaktadır.
1. Çocuk Adaleti Neden Farklı Bir Sistemdir?
Çocuk adaleti, yetişkin ceza adaletinden farklı olarak cezalandırmayı değil, çocuğun korunmasını ve yeniden topluma kazandırılmasını esas alır. Bu sistemin merkezinde, çocuğun gelişim sürecinin devam ettiği ve davranışlarının tek başına kişiliğini tanımlamayacağı kabulü yer alır. Bu nedenle çocuk hakkında yürütülen adli süreçlerde kullanılan kavramlar da yalnızca teknik ifadeler değildir. Tercih edilen her kelimenin, çocuk adalet sisteminin benimsediği yaklaşımı yansıtması gerekmektedir.
2. “Suça Sürüklenen Çocuk” Kavramı Ne Anlama Geliyor?
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, “çocuk suçlu” yerine “suça sürüklenen çocuk” kavramını benimsemiştir.
Bunun nedeni oldukça açıktır; kanun bu ifade ile çocuk yaşta işlenen suçların tek başına iradi bir tercih olarak değil, aile, çevre, eğitim, ekonomik koşullar ve sosyal faktörlerin birleşmesinin etkisiyle ortaya çıktığını net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Dolayısıyla “suça sürüklenen çocuk” ibaresi, çocuğu damgalamak yerine onu suça götüren nedenlere dikkat çeken, çocuk adaletinin koruyucu yaklaşımını yansıtan bilinçli bir terminolojik tercihtir.
3. TBMM Taslak Raporu Ne Öneriyor?
Komisyon tarafından hazırlanan taslak raporda, “suça sürüklenen çocuk” ifadesinin olumsuz çağrışım oluşturduğu gerekçesiyle bunun yerine “adli süreçteki çocuk” kavramının kullanılabileceği belirtilmektedir.
Raporda bu değişikliğin, çocukların damgalanmasını önlemeye katkı sağlayacağı ifade edilmektedir. Ancak kanaatimizce sorun yalnızca kullanılan kelimenin yarattığı algı değildir.
4. “Adli Süreçteki Çocuk” İfadesi Neden Sıkıntılı?
Her şeyden önce “adli süreçteki çocuk” kavramı son derece geniştir. Bu ifade yalnızca suç isnadı altında bulunan çocukları değil; adli sistem içinde farklı rolleri taşıyan mağdur çocukları, tanık çocukları veya farklı nedenlerle yargı mercileriyle temas eden diğer tüm çocukları da kapsayabilecek niteliktedir.
Oysa “suça sürüklenen çocuk” kavramı, ceza adalet sistemi içinde belirli bir hukuki statüyü ifade eder ve sınırları bellidir. Bu nedenle mevcut kavramın yerine daha geniş ve belirsiz bir ifadenin kullanılması, uygulamada kavramsal karışıklıklara yol açabilecek niteliktedir.
5. Sonuç
Çocuk ceza adaletinde kullanılan kavramların, yalnızca dil tercihi değil, sistemin benimsediği hukuk politikasının da aynası olması gerekir. “Suça sürüklenen çocuk” ifadesi, çocuğu suçlu olarak damgalamayan, aksine onu suça götüren sosyal ve çevresel nedenleri görünür kılan önemli bir kavramsallaştırmadır. Bu nedenle TBMM taslak raporunda önerilen “adli süreçteki çocuk” ifadesinin, mevcut kavramın yerine geçirilmesini isabetli bulmuyoruz. Çocuk adalet sisteminin yıllar içinde oluşturduğu koruyucu terminolojinin korunması, yeni ve belirsiz bir kavramın benimsenmesinden daha doğru bir yaklaşım olacaktır.
Av.Dr.Mert Van